İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçimlerine ilişkin yürütmeyi durdurma kararının ardından resmi açıklamasını yeniledi. Bu gelişme, belediye yönetimi ve yerel seçim süreçleri açısından önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor. Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve görevden alınmasının ardından gerçekleşen başkanvekili seçimleri, mahkeme kararıyla askıya alınmıştı. Bu durum, seçimlerin yenilenmesi gerekliliğini doğurmuş ve sürecin yeniden düzenlenmesine sebep olmuştu.
Valiliğin açıklamasına göre, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesine uygun olarak, yeni bir Belediye Başkanvekili atanana kadar Üsküdar İlçe Belediye Meclisi’nin ilk başkanvekili görev yapacak. Mevcut durumda, meclis üyeleri arasında CHP’li Ali Aral, belediye başkanvekili olarak atanmış durumda. Eğer ilk başkanvekilinin görevi başında olmaması durumunda, ikinci sıradaki başkanvekili olan CHP’li Sibel Tan Çetinkaya vekaleten yetki alacak. Bu düzenleme, sürecin yasal ve hukuki çerçevede devam etmesini sağlamak amacıyla yapılmıştır.
Üsküdar Belediyesi’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgiler de bu durumu teyit ediyor. Belediye meclisinin ilk başkanvekili Ali Aral olup, ikinci başkanvekil ise CHP’li Sibel Tan Çetinkaya’dır. Bu gelişmeler, seçime katılan siyasi partilerin faaliyetlerini ve seçim sürecindeki tartışmaları da yakından ilgilendiriyor. Hatırlanacağı üzere, müdahale ve mahkeme kararlarıyla şekillenen seçimler sırasında CHP ve AK Parti partileri arasında çeşitli itirazlar ve suç duyuruları gündeme gelmişti.
Seçim sürecinde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya, 22 oyla başkanvekili seçilmişti. Ancak, bazı oy pusulalarının geçerliliği konusundaki tartışmalar ve siyasi itirazlar, seçim sonuçlarının hukuk çerçevesinde sorgulanmasına neden olmuştu. AK Parti ise, yapılan oylama ve usul hassasiyetleri konusunda çeşitli suç duyuruları ile seçim güvenliği ve gizli oy ilkesi kapsamında şüphelerini dile getirmişti. Anadolu Adliyesi önünde açıklama yapan AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı, seçimlerin adil ve şeffaf bir ortamda gerçekleşmediği iddiasını dile getirerek, seçim sürecinin gölgeye bırakıldığını savundu. Son olarak, mahkeme kararıyla yürütmenin durdurulması, süreçte hukuki bir durgunluk ve belirsizlik oluşturmuş durumda.
